Taşeli Yöresinin Ünlüleri
KARACAOĞLAN (ŞAİR-HALK OZANI)
(17. Yy.)Türk halk şairi. Etkileyici bir dil ve duygu evreni kurduğu şiirleriyle Türk halk şiiri geleneğinde çığır açmıştır. 1606' doğduğu, 1679'da ya da 1689'da öldüğü sanılmaktadır. Yaşamı üstüne kesin bilgi yoktur. Bugüne değin yapılan inceleme ve araştırmalara göre 17.yy'da yaşamıştır. Nereli olduğu üstüne değişik görüşler öne sürülmüştür. Bazıları Kozan Dağı yakınındaki Bahçe ilçesinin Varsak (Farsak) köyünde doğduğunu söylerler. Gaziantep'in Barak Türkmenleri de, Kilis'in Musabeyli bucağında yaşayan Çavuşlu Türkmenleri de onu kendi aşiretlerinden sayarlar. Bir başka söylentiye göre Kozan'a bağlı Feke ilçesinin Gökçe köyündendir. Batı Anadolu'da yaşayan Karakeçili aşireti onu kendinden sayar. Mersin'in Silifke, Mut, Gülnar ilçelerinin köylerinde, o yöreden olduğu ileri sürülür. Bir menkıbeye göre de Belgradlı olduğu söylenir. Bu kaynaklardan ve şiirlerinden edinilen bilgilerden çıkarılan, onun Çukurova'da doğup, yörenin Türkmen aşiretleri arasında yaşadığıdır. Adı bazı kaynaklarda Simayil, kendi şiirlerinden bazısında ise Halil ve Hasan olarak geçer. Akşehirli Hoca Hamdi Efendi'nin anılarına göre Karacaoğlan yetim büyüdü. Çirkin bir kızla evlendirilmek, babası gibi ömür boyu askere alınmak korkusu ve o sıralarda Çukurova'da derebeyi olan Kozanoğulları ile arasının açılması sonucu genç yaşta gurbete çıktı. İki kız kardeşini de yanında götürdüğünü, Bursa'ya, hatta İstanbul'a gittiğini belirten şiirleri vardır. Yine bu şiirlerinden anlaşıldığına göre, Bursa'da ev bark sahibi oldu, evlat acısı gördü. Anadolu'nun çeşitli illerini gezdiği, Rumeli'ye geçtiği, Mısır ve Trablus'a gittiği de sanılıyor. Yaşamının büyük bir bölümünü Çukurova, Maraş, Gaziantep yörelerinde geçirdi. Doğum yeri gibi, ölüm yeri de kesin olarak bilinmemektedir. Şiirlerinden, çok uzun yaşadığı anlaşılmaktadır. Hoca Hamdi Efendi'nin anılarına göre Maraş'taki Cezel Yaylası'nda doksan altı yaşında ölmüştür. En son bulgulara göre ise mezarının İçel'in Mut ilçesinin Çukur köyündeki Karacaoğlan Tepesi denilen yerde olduğu sanılmaktadır.
MUSA EROĞLU (SAZ VE SÖZ SANATÇISI)
1946 yılında İçel’in Mut Kazası’nda doğdu. Ortaöğrenimini Mut’ta tamamladı.Kendi anlatımıyla özgeçmişi aşağıdadır:
Mut, 1953’lerde 2500 nüfuslu bir ilçeydi. Bizim köy Kumaçkuru Köyü. 1870’lerde Malatya’dan Adana’ya gelenlerin, Cumhuriyet öncesi siyasal yapının verdiği bir görüntünün yansımaları olan uçbeyliklerin teşekkülüyle oluşmuş bir yerleşim vardı. Hatta bizimkiler sanki burada beylerin olması gibi bir durum varmışcasına, buralara "üçbeylik, üçbeyler" derlerdi. Bu yerleşim alanından bizim köye sekiz km. bir mesafe vardır. O zamanlar davar güderek aileme katkıda bulunuyordum. O tarihlerde cumartesi öğlene kadar okullar açıktı. Bir pazarımız vardı. Pazartesi günleri davar güdüyordum. İki gün çalıştığımda, on kuruş para alıyordum. Ortaokullarda hocalarımız yöresel unsurlara, folklora, oyunlara çok önem veriyorlardı. Ortaokuldayken bir müsamerede bana "Karacaoğlan"ı oynatmışlardı. Saz çalıyordum. Saz çalma babadan-dededen kalma gelenekti, aslında. Bunu öğrenmek adeta zorunluluktu. Esasında bizim köyün dışında, Mut’tun diğer köylerinde saz çalmak-türkü söylemek pek yoktu. Yörede "Karacaoğlan"la ilgili geleneği, şenliği sürdüren bir köydü, bizimkisi. Çevrede davul-zurna dışında müzikal pek bir renklilik yoktu. O yüzden bizim köy biraz da dışlanmıştı, çevre köylerce. O Karacaoğlan şenliğindeki rolüm, beni çok etkiledi ve böyle sürüp gitti. Sürekli çalışarak, kendimi geliştirerek sanatımı bugünlere getirdim. Bu sanat ve her sanat için bir ömür yetmez aslında. Bir altyapı zaruri, okul zaruri tabii eğitim temel zaruriyet. Mut’ta bir folklor gurubu oluşturuldu. Ben orada görev aldım. O Karacaoğlan oyununun, beni peşinden sürükleyen o oyunun peşinden gittim hep.Gezebildiğim bölgelerde, Trakya hariç, Anadolu’nun birçok köyüne ulaştım. Sadece Çorum’da 340 köy gezdim. Anadolu’da gördüğüm şu; yaşamların inançların yüzde doksanı ortak. Gelenek ve görenekleri ortak. Yani ortak bir kültürleri var. Anadolu’daki kültür zamanla bir mozaiğe dönüşmüş. Biz kendi gelenek ve göreneklerimizi "şehirli kalıbı" içine oturtmaya çalışmışız. Şehirle özdeşleştirmeye çalışmışız. Halbuki, çok uzunca bir evrim bu. Belki göçebe yaşamı şehirli için garip gelebilir; ama şehirlinin büyük kısmı huzursuzdur, yaşamından. Kırsal alandan şehre göçte, yozlaşma yaşamış. Alt yapıya uyum yok. Sorunlar çok. Dil mesela, hiçbir zaman köydeki, obadaki, yayladaki insan şehirdekiler gibi konuşamaz. Konuşması da beklenemez. Benim için bile bu böyledir. Şehir bambaşka, şehircilik bambaşka bir şeydir. Bu taşınmayla gelen insanlar, korunmuyor. Kurban Bayramı’nda apartmanda kurban kesen insanının çaresizliğini düşünün. Halbuki o insan köydeyken, bunu çok doğal ve rahat yapıyordu. O kültür şehre taşınmamış demek ki. Kültürel öğeler budanmaya başladığı zaman, o güzel türkülerle yoğrulan insanların ileriye doğru bakışları da törpülenmiştir. Bu yüzden boşluktadır. Köyde doğmuş, büyümüş, olan biri olarak, her sene köyümü ziyaret ederim. Bu bir hasrettir. Bunu hiç ihmal etmedim. Şimdi köyle şehir, şehirli ve köy kökenliler arasında bir kopukluk var. Keşke bu kopukluk giderilebilse. Böyle bir toplumda müzikle, gelenekle, türkü de törpülenir.1965’te iki tane 45’lik yaptım. Dinsel motifli şeyler okumuştum. O günden bugüne 1979’de bir uzunçalar yaptım. 15 tane kaset yaptım. 45’likleri sayamıyorum. Daha fazla. Ayrıca sanatçı kardeşlerimle yaptığım ortak çalışmalar da oldu. 8 kaset var. "Muhabbet" adını vermiştik adına. En son Arif Sağ’la resital şeklinde yapmıştık. Bir de en son UNESCO için bir çalışma yaptım. UNESCO’dan Henri le’Comte isimli bir Asya müzikleri araştırmacısı, sürekli gezilerle, incelemelerle müzik çalışmaları yapıyor. Bütün Türki Cumhuriyetler’inde çalınan müzik araçlarının çoğunun CD’lerini yapmış, kayıtları kendisi yapıyor. Benimle de bağlantıya geçti ve benimle de CD çalışması yaptı. 1980’li yıllardan itibaren müzik yönetmenliklerim var. Birçok müzisyenin yetişmesinde katkılarım vardır. Belkıs Akkale, Bedia Akartürk, Selda Bağcan, Ümit Tokçan.... Anadolu’daki semahların kaybolmaması için, "Bin Yıllık Yürüyüş" isimli 90 dakikalık 2 CD semahları yaptım. Ticari amaçlı değildir bu. İleriye kalabilmesi için kaybolmasın diye. Bunu halk kültürüne bir katkı olarak görüyorum. Bunları yaşama geçirmek için, 1980’den(1983) sonra insanlara bağlama felsefesini öğretmek için de bir dershane açtım.
ABDÜLKADİR BULUT (ŞAİR)
1943 Yılında İçel’in Anamur ilçesine bağlı Akine köyünde doğdu.Ortaöğrenimini Akşehir İlköğretmen Okulu’nda tamamladı. İçel’in ilçelerinde öğretmenlik yaptı. Şiirleri 1960’tan itibaren dergilerde yayımlanmaya başlandı. Asıl kimliğini 1970’li yıllardan sonra yazdığı şiirleriyle kazandı.Milliyet Sanat dergisinin açtığı “1974’ün En başarılı Genç Şairi” yarışmasında derece aldı. İlk şiir kitabı Sen Tek başına Değilsin 1976’da yayınladı. Onu Acılar Yurdumdur (1982), Yakımlar (1981) izledi. Genç şiir kuşağımızın önde gelen isimleri arasındadır. 1985 yılında geçirdiği bir trafik kazasında öldü.
ALİ F. BİLİR – ŞAİR VE YAZAR…
Şair ve öykü yazarı Ali F. Bilir, 1945, Gülnar/Mersin doğumlu. Asıl adı Ali İhsan Bilir olup Ali Bilir, Faruk Ali B. gibi imzalar da kullandı. İlkokulu, ailesinin göçtüğü Silifke’de, ortaokulu Mersin’de tamamladıktan sonra parasız yatılı olarak Adana Erkek Lisesi’nde okudu. Yükseköğrenimini bir yıl tıp eğitiminden sonra girdiği İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde tamamladı(1969).
Üniversite yıllarında, kütüphane ve resepsiyon görevlisi olarak çalıştı. Gönüllü turist rehberliği yaptı. 1967’de yürüyerek bazı Avrupa ve Kuzey Afrika ülkelerini dolaştı. Bir süre İngiltere’de, Essex ve Londra’da yaşadı; gençlik kampında meyve topladı, lokantalarda garsonluk ve bulaşıkçılık yaptı. Yurda döndüğünde, “1968 Öğrenci ve Gençlik Hareketi” içinde yer aldı.
İlk şiiri (Sevgi ve ötesi),1961’de haftalık Yelpaze Dergisi’nde, ilk öyküsü (Göçüyoruz), 1967’de Milliyet Gazetesi’nin sanat ekinde yer aldı. Sonraki yıllarda ürünleri Türk Dili, Çağdaş Türk Dili, Anadolu Ekini, Evrensel Kültür, Karşı Edebiyat, Varlık, Oluşum, Damar, Edebiyat ve Eleştiri, Şiir-lik, Kıyı, Islık, Pencere, Dize, Kültür Sanat (Kıbrıs), Güneş( İsveç ), Cumhuriyet Kitap, Dünya Kitap… gibi dergilerde yayımlandı. 1970 yılında “Kuzey” adlı, sanat- edebiyat dergisini (2 sayı) yayımladı. Yerel bir gazetede (Yeni Gazete) kültür ve sanat muhabirliği yapti, röportajlar hazırladı.
Bilir’in şiir kitabı “Göç Türküsü” Türkiye Kültür Bakanlığı’nın Türk kültür, sanat ve edebiyatı ile ilgili eserlerin Türkçe dışındaki dillerde yayımlanmasına destek veren TEDA Projesi kapsamında seçildi. 2008 yılında Amerikada Plain Wiew Press tarafından Migration Ballads adıyla Ingilizce olarak basılarak yurt dışındaki şiir severlere ulaştı.
Ali F. Bilir Edebiyatçılar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası Dil Derneği, Eyalet Şair Birlikleri Ulusal Federasyonu ve Florida State Eyaleti Şairler Birliği üyesidir.
SAADET BİLİR (ARAŞTIRMACI-YAZAR)
Araştırmacı yazar F. Saadet Bilir, 1950 yılında Gaziantep’te doğdu. İlkokulu, altı yaşındayken taşındıkları Adana’da, Birinci İnönü İlkokulu’nda bitirdikten sonra, on bir yaşında Urfa Kız İlköğretmen Okulu sınavını kazandığı için burada yatılı okudu. Öğretmen okulu son sınıfta öğretmenler kurulu kararı ile Ankara Yükseköğretmen Okulu’na seçildi. Burada bir öğretim yılı okuduğu hazırlık sınıfından sonra, 1968 yılında Samsun Kız Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü sınavını kazandı. Burada üç yıl yatılı okudu ve 1971 yılında Elazığ Atatürk Ortaokulu’na Türkçe öğretmeni olarak atandı. Bu arada Eczacı Ali İhsan Bilir ile evlendiği için, eş durumundan 1972 yılında Gülnar Lisesi’ne Türkçe-edebiyat öğretmeni olarak geldi. 1991 yılında Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü lisans tamamlama programını bitirdi.
1995 yılında Mersin Üniversitesi Gülnar Meslek Yüksekokulu Türk Dili okutmanı, 1999 yılında aynı okulun müdürü oldu. Buradaki görevini sürdürürken 2005’te emekliye ayrıldı.
F. Saadet Bilir, evli ve bir erkek, bir kız olmak üzere iki çocuk annesidir.
Yazarın duyarlı olduğu eğitim öğretim, kültür sanat, dil, kadın ve çevre konusunda kaleme aldığı yazıları Öğretmen Dünyası, abece, İçel Sanat Kulübü, Aykırı Sanat, Meyad, Dikili Ekin, Müdafaa-i Hukuk Dergisi, Gerçemek, Mavi ile Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlandı. Bu yazıların bir bölümü 2005 yılında Hayatın Halleri adıyla kitaplaştı.
1995- 2005 yılları arasında yayımlanan Gülnar Meslek Yüksekokulu bülteni, “Anlam Dergisi”nin yayın yönetmenliğini yaptı.
Uzun yıllar yaşadığı Gülnar’da, ilçenin tarihi, yerleşimi, belde ve köyleri ile ilgili geniş bir araştırma yaptı. Bu çalışması, 2003 yılında Merv’den Anaypazarı’na Gülnar adıyla kitaplaştı. Bu kitapta yer alan “Sarım Gelin” adlı öykü TRT tarafından 2005 yılında Anadolu Hikâyeleri Programı kapsamında filme alınarak yayımlandı.
Eşi Ali F. Bilir (Ali İhsan Bilir) ile birlikte hazırladıkları, Gülnar dili, sözcükleri, deyimleri, atasözleri, yeminleri, ilençleri (beddua, kargış), yakarışları (dua), küfürleri, halk kültürü, halk doktorluğu, halk veterinerliği, Gülnar yemekleri, halk süslenmesi, anonim halk edebiyatı manzum ve mensur ürünleri, çocuk oyunları, köy seyirlik oyunları, Gülnar’a özgü bitki ve hayvan adları vb konuları içeren, Orta Asya’dan Toroslar’a Gülnar adlı kitap 2007’de yayımlandı.F. Saadet Bilir, Gülnar’ın sosyal, kültürel, ekonomik yönden gelişmesi, ilçe dışında yaşayan Gülnarlılarla, burada yaşayanların tanışıp kaynaşmaları ve ilçe sorunlarına çözüm üretilmesi için yapılan ‘Geleneksel Gülnar Buluşması ve Üzüm, Elma Festivali’nin öncüsü oldu ve üç yıl bu etkinliği düzenledi.
Eserleri
Merv’den Anaypazarı’na GÜLNAR, araştırma, Etik Yayınları ( 2003)
Hayatın Halleri, anı-deneme, Etik Yayınları (2005)
Orta Asya’dan Toroslar’a GÜLNAR, (Ali F. Bilir’le), araştırma, Etik Yayınları (2007)
GÖKHAN ÇELEBİ – OYUNCU
1976 yılında Gülnar/ Şeyhömer Köyünde doğdu. Yıllarca Mersin Büyükşehir Tiyatrosuna emek veren
ve Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu kurucularından Gökhan Çelebi
Kurtlar Vadisi dizisindeki Zeki rolü ile tüm Mersinli hayranlarını Kurtlar
Vadisi dizisine izlemeye bir başka yoğunlaştırıyor
Yıların tiyatro sanatçısı, memleketi Mersin’nin her fırsatta reklâmını yapıyor. Ünlü tiyatro sanatçısı oynadığı rol ile ve ekip arkadaşları içinde hep Mersin’den bahsederek adeta Mersin’in turizm elçisi gibi Mersin’i tanıtıyor. Her fırsatta Mersin’i dile getiriyor ve Mersin’e olan sevdasını yayıyor. Mersinli tiyatro ve sinema sanatçısı Gökhan Çelebi her platformda Mersinli olduğunu ve bununla gurur duyduğunu ifade ediyor.
Yıllarca Mersin sahnelerinin tozunu yutmuş ve bir çok sahnelenen oyunda yer
almış ve Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu kurucuları arasında yer
almış. Değerli bir sanatçımız olan Çelebi bu aralar Kurtlar Vadisi dizisinde
Zeki rolü ile ününe ün katıyor. Her bayramda ve özel günlerde Mersin’e gelen Gökhan
Çelebi, Kültür ve Turizm açısından Mersin ilimizin İstanbul’daki tanıtım elçisi
durumunda. Bu anlamda ilimizin tanıtımına ve gelişimine Mersin İlimize sahip
çıkıp, reklâmını iyi yapıyor.
İSA ÇELİK (YAZAR-GRAFİKER-FOTOGRAF SANATCISI)
1944 yılında Mersin’in Gülnar ilçesinde doğdu.Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi, İşletme İktisadı bölümünü bitirdi (1970). 1958 yılında fotografa başladı.Sanatçı yapıtlarında ağırlıklı olarak “İnsan” konusunu işledi. Sanatsal bir eylem olarak yaptığı fotograf çalışmalarının yanısıra bilim, kültür ve sanat insanları’nın portre fotografları ile Anadolu uygarlıkları fotografları yaptı. Ayrıca çok sayıda afiş ve poster ile kitap, plak, kaset ve CD kapağı hazırladı; tiyatro oyunlarına dia projeksiyon uygulamaları yaptı. Yapıtlarının pek çoğu, afiş, poster ve kart olarak da yaygınlaştı. Sanatçı tarafından çok sayıda çocuk kitabının illüstrasyonu da yapılmıştır. “İnsan” ve “Çocuk” İsa Çelik’in yaşamındaki en önemli konulardan birini oluşturmaktadır. Çocuklar için yazdığı masallar birçok çocuk dergisinde yayınlanmıştır. Seramik çalıştı, taş ve ağaç heykeller yaptı. Çizgi film çalışmaları yaptı. Pek çok sinema filminde oynadı. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Adana Altın Koza Film Festivali ve Ankara Film Festivali Seçici Kurul Üyelikleri yaptı.
UNESCO’ya bağlı, Uluslararası Fotograf Sanatı Federasyonu FIAP’ın “Artist of FIAP” (AFİAP) ünvanına sahip olan İsa Çelik’in fotografları uluslararası sergi, yarışma ve bianellerde yer aldı. 1973’teki “İnsan” adlı ilk fotograf sergisi ile birlikte yetmişin üstünde kişisel sergi açtı. Çok sayıda dia pozitif gösterisi yaptı. Çok sayıda Ulusal ve Uluslararası fotograf yarışmasında değerlendirme kurulu üyelikleri yaptı. Görsel Sanatçılar Derneği (GSD) Başkanlığı, Perde ve Sahne Sanatçıları Sendikası (PERSAİŞ) Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı(1980). Mimar Sinan Üniversitesi’ne bağlı Fotograf Enstitüsü’nün kuruluşunda Danışma Kurulu Üyeliği yaptı. İstanbul Fotograf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK’ın) Onur Üyesi, Profesyonel Tanıtım Fotografçıları Derneği (PFTD) Üyesi, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Danışma Kurulu Üyesi, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (UMAG) Dayanışma Kurulu Üyesi, Ruhi Su Vakfı Üyesi, Salı Fotograf Grubu Üyesi. Akşehir Fotograf İlgilileri Derneği (AKFİD) Onur Üyesi. Akşehir “Nasreddin Hoca ve Turizm Derneği” Danışma Kurulu üyesidir. İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Temel Fotografçılık (Basics of Photography) dersleri verdi. Halen, İstanbul Kültür Üniversitesi, İşletmecilik Meslek Yüksek Okulu Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü’nde öğretim görevlisidir.
Sanatçının “Nazım Hikmet Foto-Grafik Çalışmalar Albümü”, “Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi”, “Elsanatları”, “Osmanlı’dan Bugüne Türk Fransız İlişkileri”, “Nevşehir”, Türk Fotografçıları Kütüphanesi dizisi’nden çıkan “İsa Çelik” fotograf albümü ve “Dur Gitme” (Öykü) İskele Yayınları, “Naldöken” (Öykü) Varlık Yayınları, olmak üzere yayınlanmış sekiz kitabı vardır. Üçüncü öykü kitabı, “Ölüm hazırlığı” basım aşamasındadır.
Aziz Nesin, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Sabahattin Ali, Aşık Veysel, Rıfat Ilgaz, Cevdet Kudret, Şahap Sıtkı, Can Yücel, Füruzan, Ritsos, Behzat Butak, Nusret Pulhan, Yalçın Çetin, Fahri Erdinç, Ali Osman Denizköpüğü, Hamiyet Hanım, Zehra Say, Suzan Ustan, Rutkay Aziz, İzzet Keribar, Gültekin Çizgen, İbrahim Demirel, Abdülkadir Bulut… gibi, önemli bilim, kültür ve sanat insanları üstüne yazdığı, hepsi birer öykü bütünlüğündeki yazılardan oluşan, “Katlanamadığım bir acısın, sümbül ile nergis arasında” adındaki anlatı kitabı da basıma hazırlanıyor.
DOĞAN CÜCELOĞLU (YAZAR)
On bir çocuklu bir ailenin on birinci çocuğu olarak Mersin’in Silifke kasabasında doğmuşum. On yaşındayken annemi kaybettim ve ölümün ne demek olduğunu anladım: artık onu bir daha hiç göremeyecek, dokunamayacak, naz edemeyecektim.
Silifke’de en yüksek dereceli okul olan ortaokulu bitirdikten sonra subay olan ağabeylerimin yanında Ankara ve Kırklareli’nde okudum ve Kırklareli Lisesi’nden mezun oldum. Kırklareli lisesinde ilk aşk şiirimi yazdım.
Ankara Atatürk Lisesi’nde edebiyat ve kompozisyon öğretmenim olan Cahit Okurer bir gün ne olmak istediğim sordu; mühendis olmak istediğimi söyledim. Bilim adamı olmak istemez misin, dedi. Onun etkisi altında İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’ne yazıldım ve oradan mezun olduktan sonra ABD’de Illinois Üniversitesi’nde doktoramı yaptım. Uzmanlık alanım iletişim psikolojisidir.
Amerika’da doktora öğrencisiyken, benim gibi doktora öğrencisi olan Kaliforniya’da doğmuş büyümüş Emily ile tanıştım ve evlendim. On bir yıl süren evliliğimizde üç çocuğumuz oldu: Ayşen, Elif ve Timur.
Evlendiğimde ne kendimi tanıyormuşum, ne de evliliğin ne olduğunu. Silifke’de büyürken çevremde gördüğüm evlilik, koca, baba modelleriyle Kaliforniya’da büyümüş feminist bir Amerikalı kıza kocalık yapmaya çalıştım. Sonuç: hem ben çok ıstırap çektim hem de Emily’e acı çektirdim. Benim şimdi yüreğimi en çok yakan çocuklarıma verdiğim acılar. Onlardan dört yıl ayrı yaşadım.
Yaşadığım acılar her şeyi bilmediğimi, öğrenmem gereken çok şey olduğunu gösterdi ve yalnız bilgi yönünden değil, insan olarak gelişmem gerektiğine ikna oldum.
Kendimi geliştirme süreci içinde kitap yazmaya başladım; ilk kitabım İnsan İnsana bu sürecin ilk ürünüdür. Gelişim süreci içinde kazandıklarımı kitaplar yoluyla paylaşmaya devam ediyorum.
Amerika’daki görevimden emekli olup ayrıldıktan sonra Türkiye’de kitap yazmayı sürdürdüm. Kitap yazmanın yanı sıra konferanslar ve seminerler verdim, televizyon programlarına başladım.
Şu devrede önceliğim kitap yazmak. Şu ana kadar kendi yazdığım onbir kitap var, bunlar hakkında kitaplar bölümünde bilgi alabilirsiniz. Bir de benim yaşamımın anlatıldığı, Canan Dila tarafından yazılmış bir kitap:
ESERLERİ
İçimizdeki Bizİçimizdeki Çocuk
İnsan ve Davranışı
İyi Düşün Doğru Karar Ver
'Keşke'siz Bir Yaşam ıçin ıletişim
Savaşçı
Yeniden ınsan ınsana
Yetişkin Çocukla
MUSTAFA B.YALÇINER (YAZAR)
1948 yılında Gülnar Gilindire'de doğdu. İlkokulu Gilindire'de, ortaokulu Gülnar'da, liseyi Silifke'de bitirdi. 1970 yılında da istanbul Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölumü'nden mezun oldu.
Fransa'da Montpellier Paul Valery Üniversitesi'nde bir /'l eğitim gördü. 1 974 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü'ne atandı. Ankara Üniversitesi'nde Fransız Dili ve Edebiyatı üzerine yüksek lisans yaptıktan sonra Paris Sorbonne Üniversitesi'nde DEA (doktora yeterlilik) aldı ama akademik kariyerden vazgeçti.
Açık Öğretim öğrencileri için Ortak Ders Fransızca ayrıca Testlerle Fransızca, Çeviri Anahtarı gibi kitapları olan Mustafa Yalçıner'in Türk yazarlarından derleyip Fransızca'ya çevirdiği öyküler, Le Samovar ve Deux Pieces d'Or adıyla yayımlandı.
1996 yılında Gazi Üniversitesi'ndeki görevinden emekli oldu. Mersin/Aydıncık'a yerleştikten sonra ilçeyi tanıtan "Aydıncık, Günaydın Kelenderis" adlı kitabı yazdı.
Makale ve öyküleri. Cumhuriyet Kitap, Ekin Sanat, Çağdaş Türk Dili, Öğretmen Dünyası, İçel Sanat Kulübü, Gerçemek gibi dergiler ile Gülnar Gazetesi'nde yayımlanan Mustafa B. Yalçıner. aynı zamanda Taseli Yöresi Kültür ve Düşün Dergisi Gerçemek'in sahibi ve genel yayın yönetmenidir.
KERİM YUND (ŞAİR-YAZAR)
Asıl adı Kerim Sami olan şair ve yazar Kerim Yund, özellikle inceleme ve folklor araştırmalarıyla tanınmış ama ne yazık ki bugün artık unutulmuş bir edebiyat adamı ve halkiyatçıdır. 1912 yılının Mayıs ayında Silifke’de doğdu. Henüz ikibuçuk yaşında iken babası Mustafa Efendi Çanakkale’de şehit düştü. İlköğrenimini Silifke, Dörtyıl ve Pazarcık’ta, ortaöğrenimini İstanbul Bahçeköy Orman Mektebi’nde ve Ankara Gazi Eğitim Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1948’de mezun oldu. Orman Genel Müdürlüğü’nde çeşitli görevlerde bulundu. İstanbul Orman İşletmesi avukatlığına tayin edildi. 1954 seçimlerine CHP İçel milletvekili adayı olarak girdi, ancak kazanamadı. Ankara’ya geri döndü, bir süre avukatlık yaptıktan sonra Orman Başmüdürlüğü avukatı olarak İstanbul’da çalışmaya başladı. (1956). Bu görevinden 1972 yılında emekli oldu. 1 Mayıs 1997 tarihinde vefat etti.
HALİL UYSAL (ŞAİR)
Şair.1939 Yılında Anamur’un Gürleviş Köyü’nde doğdu. Ortaöğrenimini Mersin Lisesi’nde, yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Askeri yargıç olarak orduya katıldı. Sarıkamış, Sivas ve İzmir’de yargıç ve savcılık yaptı. “Türkü” adlı şiiri ile TRT 1970 Sanat Ödülleri Yarışması’nda başarı ödülü kazandı. Şiirleri Dost, Türk Dili dergilerinde yayınlandı.
Başlıca eserleri: Yersu (1966), Alkoldönem (1968).











Sanatcı ve Yazarlarımız

